Ben Eyüp. Bundan neredeyse bir sene önce, erken yaşta olgunluğa girmek adı altında bir yazı yazmışım. Sabahın altısında hangi kafayla yazdım bilmiyorum ama çok da yanlış olmamış. İsterseniz profilden o başlığı da okuyabilirsiniz. O yazıyı yazdığımda 13 yaşındaydım, şimdi ise neredeyse 15 yaşıma gireceğim. Belki hayatı hâlâ sorgulayan ya da çok düşünen birisi olabilirim, bilmiyorum. Ama şunu biliyorum ki toplum içerisinde benimle aynı kafada olan birçok insan var. Ergenliğin etkisiyle de bu kafada olmam normal karşılanan bir şey bence. Gündelik hayatta genelde hiçbir şey yapmazdım. Bugün hayatımda ilk defa arkadaşlarımla dışarı çıktım. Neredeyse 18 km yol yürüyüp gezdik. Hayatta hala pek sosyal ortamım yok. Genelde ortaokuldan 3-4 kişiyle ya da kendimle konuşurum. Ayrıca 2022’nin Şubat ayında tanıştığım bir kız ile şu anda sevgiliyim. LGS döneminde 444 gün konuşmamamıza rağmen, şu anda 18 Haziran’dan beri her gün konuşuyoruz. Belki diyeceksiniz ki onunla her gün konuşman, onu sevdiğin ya da ona sadık olduğun anlamına gelmez. Ama benim için birisiyle her gün konuşup takılmak saygı, sevgi veya sadakat değildir. Benim için iyi günümde de kötü günümde de yanımda olan kişi, sadakatin ve güvenin tanımıdır. Bugünlerde Ticaret Lisesi’ne gidiyorum. Sınıf demeyeyim de direkt okul bok gibi olduğu için sınıfta bilim adamı muamelesi görüyorum. Eskiden bilgisayarla saatlerimi geçirirdim, şimdi ise bilgisayara oturup sadece müzik dinleyen bir herife dönüştüm. Sıkıldığımda solitaire, satranç, bilardo gibi oyunları oynuyorum. Onun dışında gerçek hayatta iskambil kartları ile uğraşıyorum. Param olsa ilk iş bir enstrüman çalmayı öğrenmek olurdu. Düşüncelerimi dışarıya dökmek kadar rahatsız olduğum bir konu yok. Ama işte sorun şu ki en yakın arkadaşıma bile anlatamıyorum. Neden peki? Bilmiyorum. Toplum tarafından eleştirilme, dalga konusu olmaktan korkuyorum. Kendime güvenen birisiyim, anksiyete gibi sorunlarım yok; fakat toplum içerisinde benimle benzer kafaya sahip olgun birisini göremedim. Bana kibirli, egoist diyebilirsiniz. Ben hayatta görebileceğiniz en ortalama insanlardanım. İnsanların fikirleri, düşünceleri benimkiyle çakışıyorsa onlarla asla arkadaşlık kuramam çünkü bu imkânsız gibi bir şey. Ben şu an gidip sınıftaki adamlara bir şey anlatmaya çalışsam “felsefe yapma” diyecek kadar boş insanlar. Herifler doğru düzgün Türkçe konuşamaz, yazı yazamaz. Anlayacağınız bu adamların fani dünyaya hiçbir yararı yok. Milletin güzellik algısına uymuyorum diye toplumdan dışlandığımı da ilk defa lise denen çöplükte gördüm. Ben anlaşılmamayı kabullendim ama kendim olmaktan vazgeçmedim. Bu çabalarım ilgi çekmek için olsaydı giderdim arkadaşlarıma anlatırdım ama malum onlara bir şey anlatılmıyor. Aklıma yazacak başka bir şey gelmiyor. Anlamsız metnimi okuduysanız teşekkür ederim.
Bana çok anlamlı gelen ve her gencin okumasını temenni ettiğim bir yazı. Önce alkışlıyorum, sonra da bu özgüvenini selamlıyorum. Farkındalık seviyen çok ileride, bunu günümüz gençlerinin de benimsemesi ve öğrenmesi gerekiyor. Özellikle eskiden kalma toplum baskısı düzenini yenmemiz gerekiyor. Toplum gençleri şekillendiriyor, ancak aslında gençlerin toplumu şekillendirmesi gerekiyor. Bunun için senin gibi farkındalığı yüksek bireylerin topluma örnek olarak gösterilmesi gerekiyor.
Harika bir yazıydı, okuduguma çok sevindim ve senin adına bir şeylerin doğru olduğunu görmek motive ediciydi. Buradan büyüklerin de ders çıkaracağını söylemem abartı olmaz.
Saygıyla kalın..
Vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Bazen içimi gerçekten dökmem gerekiyor ve içimi dökebileceğim birine sahip olmadığımda, buraya gelmek zorundaymışım gibi hissediyorum. Tekrardan teşekkürler.
Bunu çok iyi anlıyorum çünkü bu aralar benim de başıma çok geliyor (barışma/ayrılık olayları diyelim). Gerçekten birine bir şeyler anlatmanın hem ruhsal hem de bedenen pozitif bir etkisi olduğunu keşfettim. Kabulleniş ya da karşı tarafın sizi onaylaması gerçekten etkili bir ilaç. Tabii bunu herkese ya da her yerde anlatmak can sıkıcı olabilir. Kendinize yakın ve sizi anlayan birine bunları anlatma şansınız varsa gerçekten şükretmek lazım, herkes bulamıyor (benim de çok olmuştu zamanında). Ama illa birine ihtiyacınız yok, ben bu durumda olduğumda mesaj olarak yazıp kaydediyordum ya da sorucevap.com’da AI ile içimi döküyordum. Burada asıl amaç karşı taraftan olumlu bir tepki almaktan çok, içimden geçenleri bir yere ya da bir şeye dökmek. İnsan içindekileri kendisinden çıkarmalı ve küçük bir kağıt parçası da olsa not ederek bunu paylaşmalı. Bunun ruhsal ve kuantumsal bir etkisi var. Sonrasında gerçekten rahatlıyorsunuz.
Önceki yazını da okudum, cevap vermiştim ona da ve aradaki fark çok belli. Hem yazı hem de konuşma hem de düşünce anlamında ciddi bir gelişme görüyorum sende.
Takipteyim…