AYT / EDEBİYAT - SOSYAL BİLİMLER - 1
Divan edebiyatında aşk ve tasavvuf anlayışının iç içe geçtiği metinleri incelediğim bir araştırma sürecine yeni girdim. Bu bağlamda, aşkı hem bireysel bir tutku hem de ilahî bir yolculuk olarak yorumlayan eserler evrenine yoğunlaştım. Özellikle Fuzûlî’nin eserleri, bu yönüyle dikkatimi çekti. En meşhur şiirlerinin birinde, sevgi anlayışının yalnızca, Peygamber’e duyulan muhabbetle sınırlı olmadığını, aynı zamanda ilahî aşkın bir tezahürü olduğunu fark ettim. Buna karşılık, en bilinen mesnevisinde dünyevî aşkın, ruhsal bir dönüşüme kapı aralayabilecek bir çile biçiminde ele alındığını gözlemledim. Fuzûlî’nin, Kerbelâ vakasını anlatırken tasavvufî bakış açısıyla bireyin içsel sınanmasına vurgu yaptığını düşündüm. Diğer üç mesnevisi ise aşkın mecazla biçimlendiği metinler olarak ilgimi çekti. Fuzûlî’nin klasik şiirde söyleyebileceği bir paye söz konusu iken dört mesneviyle sınırlı kalması benim için şaşırtıcı bir başka unsur oldu.
Bu araştırmayla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Hz. Peygamberle ilgili Su Kasidesi adlı eserin incelendiğinden söz edilmiştir.
B) Araştırmada Fuzûlî’nin “hamse” sahibi olmaması, dikkat çeken bir durum olarak ortaya konmuştur.
C) Araştırmada “en bilinen mesnevisi” vurgusu Leyla ile Mecnun için yapılmıştır.
D) Kerbelâ olayının anlatıldığı eser olarak Şikâyetname kastedilmiştir.
E) Araştırmada bahsi geçen diğer üç mesneviden birisi de Beng ü Bâde’dir.
H
I
Z
R
E
N
K
