Nuh Peygamber’e Dayanan Kadim
Tarihi İle Aşure Tatlısı
Hz. Nuh’un (a.s.), Allah’in (c.c.) emriyle kendisine itaat eden kavmini alıp, tufandan kurtulduğu gemisinde pişen bu bereketli tatlı, yüzyıllar boyunca kültürümüzün parçası hâline gelmiştir. Özellikle Osmanlı Devleti zamanında bu gelenek daha da önem kazanmış ve paylaşma duygusunun zirvede yaşandığı bir kültür hâline gelmiştir. Aşure Günü’nün şüphesiz ki en güzel yanı, toplumsal daya-nışmayı, birliği, beraberliği, paylaşımı artırmasıdır. Dolapta ne varsa, buğday, nohut, pirinç, mısır, kuru kayısı, kuru in-cir, kuru üzüm, ceviz, nar, tarçın, hepsi bir tencerede kaynar; sıcak sıcak servis edilir, komşularla paylaşılır.
Bu gelenek aşağıdaki ibadetlerden hangişı
kapsamında değerlendirilebilir?
A) Zekât
B) Fitre
C) Fidye
D) Sadaka
Doğru cevap: D) Sadaka.
Açıklama: Aşureyi komşularla ve ihtiyaç sahipleriyle gönüllü olarak paylaşmak, belirli bir şart veya miktarla zorunlu kılınmış ibadet (zekât, fitre veya fidye) değildir; hayır ve yardım amaçlı yapılan gönüllü bir sadakadır. Zekât ve fitre belli şartlara/hesaplamalara bağlı zorunlu ödemelerdir; fidye ise oruç tutamayanlar için verilen tazminattır.