23 Nisan '14,Çarşamba
Üyelikİş İlanları
Yardım
  Eğitim Grupları BK Anasayfa Soru Sor Ders Yaz İpucu Yaz Örnek Uyg. Yaz Öneri Yaz
Favorilerime Ekle!
   
     Ortaokul  > Dersler Ortaokul Puanınız: 0 kp

Konu:
Soru Başlığınız:
Sorunuz:
Derecesi:
 

 

 


Geriye dönmek için tıklayın! Sayfayı yenilemek için tıklayın!
Yazan: zeynep__08 Puan : 30 kp 27 Mayıs '04 20:13  
M. Kemal 1. Dünya Savaşı’ndan kısa bir süre önce ileri sürdüğü isâbetli fikirler,Osmanlı Devleti’nin son on yılında iktidara sahip İttihat ve Terakki hükümeti tarafından başarılı bir şekilde uygulanabilseydi, devlet daha o zaman kurtarılabilirdi. Tarihin akışını anlamayan İttihat ve Terakki liderleri bu cesareti gösteremediler. I. Dünya Savaşı Almanya ve müttefikleri aleyhine gelişiyordu. 29 Eylül 1918 tarihinde Bulgaristan savaştan çekilmiş, 4 Ekim 1918 tarihinde de Almanya barış istemişti. İstanbul'da Talat Paşa Hükümeti istifa etmiş, yeni Hükümeti Ahmet İzzet Paşa kurmuştu. Bu gelişmeler karşısında Mustafa Kemal Paşa yetkili makamlara, askeri ve siyasi önerilerine devam etti fakat yine kabul ettiremedi. Sonunda 30 Ekim 1918 tarihinde de Osmanlı Devleti, İtilaf Devletleri ile Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzalayarak l. Dünya Savaşı'ndan çekildi.

I.Dünya Savaşı’na girilmesi, büyük kayıpların yanında, devletin sonu olmuş, bu devlet içinden yeni bir Türk devleti çıkarılmasını da iyice zorlaştırmıştır. Dört yıl süren savaştan yenilmiş olarak çıkan devlet, 30Ekim 1918 tarihinde Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzalamak zorunda kalmıştır.
Müttefiklerin Anadolu’yu parçalayacaklarını çok iyi bilen Mustafa Kemal Paşa , Mondros Ateşkes Antlaşması yapıldıktan sonra Kasım ayı ortalarında İstanbul’daydı. Millî Mücadele’ye hazırlanan Mustafa Kemal, İstanbul’da bulunduğu sıralarda, devletin içinde bulunduğu durumun değerlendirmesini yapıyordu.






Mondros Ateşkes Antlaşmasının Ardından Ülkenin Durumu
Mustafa Kemal Paşa, 31 Ekim 1918 tarihinde Yıldırım Ordular Grubu Komutanlığı'na getirildi ise de artık yapacak bir şey kalmamıştı. 7 Kasım 1918 tarihinde bu Grup Kumandanlığı'nın da Padişah iradesiyle kaldırılması üzerine Adana'dan hareketle 13 Kasım 1918 günü İstanbul'a geldi. Artık Türkiye, Mondros Ateşkes Antlaşmasının şartlarını yaşıyordu ve kendisi de Harbiye Nezareti emrine verilmiş bir Ordu Kumandanı idi.
Atatürk II. Ordu Komutanı iken, Diyarbakır'da Avusturya-Macaristan Birliği'ni denetlerken görülmektedir.
Memleket ve milletin içinde bulunduğu şartlar çok ağırdı. Büyük bir savaş sonunda, yenilmiş bir devlet olarak 30 Ekim 1918'de "Mondros Ateşkes Antlaşması " adı verilen şartları ağır bir anlaşma imzalanmış, bu anlaşma şartlarına dayanılarak memleketin birçok bölgesi galip devletlerce işgal edilmiş, ordumuz dağıtılmış, bütün silah ve cephane galip devletlerin emrine verilmişti. Osmanlı memleketleri tamamen parçalandığı gibi, Türk'ün ana yurdu, Anadolu da galip devletler arasında paylaşılıyordu. Anadolu'nun her şehrinde yabancı subaylar dolaşıyor, İtilaf Devletleri temsilcisi sıfatıyla talimatlar veriyorlardı. Yunanlılar da İzmir'i işgal hazırlıklarıyla meşguldu; bu yolda büyük çaba harcıyorlar, İtilaf Devletleri'ni iknaya çalışıyorlardı. Nihayet 15 Mayıs 1919'da bu amaçlarına ulaştılar.
Olayların bu şekilde gelişeceğini Mustafa Kemal, önceden sezmişti.Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan 5 gün sonra, 5 Kasım 1918'den itibaren Harbiye Nezareti'nden Mondros Ateşkes Antlaşması gereğince ordulara terhis emirleri gelmeye başladı. Atatürk, aynı gün Adana'dan Sadrazam Ahmet İzzet Paşa'ya ilk ikaz telgrafını çekti: “Ciddi olarak arz ederim ki gereken tedbirleri almadıkça orduyu terhis etmeyiniz! Şayet orduları terhis edecek ve İngilizlerin her dediğine boyun eğecek olursak düşman işgallerinin önüne geçmeye imkan kalmayacaktır.” Bu, Atatürk'te, her şey bitti zannedilen bir zamanda da kurtuluş ümidinin sönmediğini, pek çoklarının düştüğü ümitsizliğe asla kendisini kaptırmadığını gösterir.





MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI
30 Ekim 1918 tarihinde, Limni adasının Mondros Limanı'nda Bahriye Nazırı Hüseyin Rauf Orbay'ın başkanlığını yaptığı Osmanlı Heyeti ile İngiliz Amiral Calthorp'un başkanı olduğu İtilaf Devletleri Heyeti arasında imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması ile silahlı çatışma sona ermiştir. 1. Dünya Savaşı’nı bitiren bu Antlaşma aslında çok ağır şartlar taşıyordu. Mondros Ateşkes Antlaşması aslında Osmanlı Devleti'nin yıkılışını öngörmekte; İtilaf Devletleri’ne Osmanlı İmparatorluğu’nun herhangi bir bölgesine, güvenliklerini tehdit edecek bir durum nedeni ile işgal hakkını tanımaktaydı.

Mustafa Kemal'e göre; Osmanlı Hükümeti, bu antlaşma ile kendini kayıtsız şartsız düşmana teslim etmeyi kabul etmişti. Yalnız bununla da kalmayıp, düşmanların memleketi işgali için onlara yardım etmeye de söz vermişti. Bu antlaşma olduğu gibi uygulandığında memleketin baştan sona kadar işgal altında kalacağı kesindi.

Mondros Ateşkes Antlaşması ile İtilaf Devletleri, barış antlaşmasının imzalanmasını bile beklemeden, Türk Topraklarını bölüşmeye başladılar. Ateşkes Antlaşmasının 7. maddesine göre de, bütün memleketin işgali için İtilaf Devletleri’ne imkan verilmişti.

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın başlıca maddeleri şunlardır:
1. Çanakkale ve İstanbul Boğazları açılacaktır. Karadeniz'e serbestçe geçiş sağlanacak ve Çanakkale ve Karadeniz yörelerinin İtilaf Devletleri tarafından işgali sağlanacaktır.
2. Osmanlı sularındaki bütün torpil tarlaları ile torpido ve kovan mevzilerinin yerleri gösterilecektir. Bunları taramak ve kaldırmak için yardım edilecektir.
3. Karadeniz'deki torpiller hakkında bilgi verilecektir.
4. İtilaf Devletlerinin bütün esirleri ile Ermeni esirleri kayıtsız şartsız İstanbul'da teslim olunacaktır.
5. Sınırların korunması ve iç güvenliğin sağlanması dışında, Osmanlı ordusu terhis edilecektir.
6. Osmanlı savaş gemileri teslim olup, gösterilecek Osmanlı limanlarında gözaltında bulundurulacaktır.
7. İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortaya çıkması halinde herhangi bir stratejik yeri işgal etme hakkına sahip olacaktır.
8. Osmanlı demiryollarından İtilaf Devletleri de yararlanacaklar ve Osmanlı ticaret gemileri onların hizmetinde bulundurulacaktır.
9. İtilaf Devletleri, Osmanlı tersane ve limanlarındaki araçlardan yararlanacaktır.
10. Toros Tünelleri, İtilaf Devletleri tarafından işgal edilecektir.
11. İran içlerinde ve Kafkasya'da bulunan Osmanlı kuvvetleri, işgal ettikleri yerlerden geri çekilecekler.
12. Hükümet haberleşmesi dışında, telsiz, telgraf ve kabloların denetimi, İtilaf Devletlerine geçecektir.
13. Askeri, ticari ve denizle ilgili madde ve malzemelere zarar verilmeyecektir.
14. İtilaf Devletleri kömür, mazot ve yağ maddelerini Türkiye'den sağlayacaktır. Bu maddeler ihraç edilmeyecektir.
15. Bütün demiryolları, İtilaf Devletleri tarafından kontrol altına alınacaktır.
16. Hicaz, Asir, Yemen, Suriye ve Irak'taki kuvvetler en yakın İtilaf Devletlerinin kumandanlarına teslim olunacaktır.
17. Trablus ve Bingazi'deki Osmanlı subayları en yakın İtalyan kuvvetlerine teslim olacaktır.
18. Trablus ve Bingazi'de Osmanlı işgali altında bulunan limanlar İtalyanlara teslim olacaktır.
19. Asker ve sivil, Alman ve Avusturya uyruğu, bir ay içinde Osmanlı topraklarını terk edeceklerdir.
20. Gerek askeri malzemelerin teslimine, gerek Osmanlı Ordusunun terhisine ve gerekse ulaşım araçlarının İtilaf Devletlerine teslimine dair verilecek herhangi bir emir, hemen yerine getirilecektir.
21. İtilaf Devletleri adına bir üye, iaşe nezaretinde çalışacak bu devletlerin ihtiyaçlarını temin edecek ve isteyeceği her bilgi kendisine verilecektir.
22. Osmanlı esirleri, İtilaf Devletleri’nin gözetimi altında kalacaktır.
23. Osmanlı Hükümeti, merkezi devletlerle bütün ilişkilerini kesecektir.
24. Altı vilayet adı verilen yerlerde bir kargaşa olursa(Erzurum, Sivas, Elazığ, Van, Bitlis, Diyarbakır), İtilaf Devletleri’nin bu vilayetlerin herhangi bir yerinde işgali hakkı vardır.
25. Müttefiklerle Osmanlı Devleti arasındaki savaş, 31 Ekim 1918 günü öğle zamanı sona erecektir.


MONDROS MÜTAREKESİ
1917 yılında savaşçı yanlar arasında kuvvet dengesinin var olduğu görülmekle beraber Antlaşma Devletleri'nde ekonomik ve sosyal durum gittikçe çökmekteydi. Mustafa Kemal uzun ve gizli bir raporunda, bu durumun üzerine parmak basmakta ve şöyle demekteydi.
"Memleketin genel durumu her şeyden önce dikkati çekmektedir. Savaş her ulustan olan ana sınırımızı ayırt edilmeksizin son dereceye getirmiştir. Halk ile hükümet arasında bütün bağlar kesilmiştir. Evlerinde kalan halk, her bakımdan hükümetten uzak kalmakta çıkar görecek duruma gelmiştir. Çünkü bunlar, ya kadınlar, ya işe güce yaramayanlar veya asker kaçaklarıdır. Çalışmaları sonucu kendi yaşamlarını sürdürmeye yetmezken, asker ve sivil makamlar onlardan açıklık ve ölüm karşılığında varlıklarını istemekte. Bunlar daha çok dirençli ve inatçı olmak zorundadırlar".

"Savaş sürerse karşısında bulunduğumuz en büyük tehlike her yandan çürüyen azametli saltanat binasının bir gün içinde ve birdenbire, her yönden çökmesi olasılığıdır. Savaşı bitirmenin anahtarları artık bizim tarafın elinde değildir".
Enver, Talat Paşalar ve arkadaşları da bu durumun farkındaydılar. Fakat onlar kendilerini köprüleri yakmış durumda görmekteydiler. Koyu bir kadercililik ile Almanlar gibi felaket uçurumuna sürüklenmekte kararlıydılar. Bu nedenledir ki, ayrı bir barış girişimi onlar tarafından yapılamazdı. Böyle bir girişimin olanaklarının savaşa girişinden sonra Amerika tarafından da aranmış olduğu görülmektedir.

Amerika, Türkiye'ye savaş açmamış olmasından yararlanarak onu Almanya'dan ayırdığı taktirde Bulgaristan'ın aynı yoldan ve kolaylıkla savaş dışı edileceğini, dolayısıyla da Almanya ile savaşın da kısa zamanda sona erdirileceğini hesaba katmaktaydı. Amerika Dış İşleri Sekreteri bu konuda İstanbul'daki Amerikan Elçisi Abraham Elkus'un yanından gelen özel sekreter M. Alsberg'ten ümit verici bir bilgi alamadı. Alsberg, Türkiye'nin ekonomik sefaletinin tablosunu çizmekle ve hatta halkın Almanlardan hoşnut olmadığını işaret etmekle beraber, Türklerin ayrı bir barışa cesaret edemeyeceklerini söylemişti. Buna neden olarak da Almanların komutasında bulunan iki savaş gemisinin (Yavuz ve Midilli) İstanbul önlerinde topları kente çevrili olarak demirli bulunduklarını göstermişti. Aynı konuda düşüncesi sorulan eski Elçi Morgenthau daha iyimserdi. O, İsviçre'ye giderken kimi aracılarla Enver ve Talat paşalarla barış görüşmelerine girişmek üzere kendi hizmetini önerdi. Washington'da bu hususta bir karar almadan önce, Mister Balfour'dan İngiltere'nin ne düşünmekte olduğu soruldu ve İsviçre'de bazı girişimlerin yapılmakta olduğu öğrenildi (16 Mayıs). Ne var ki, bu görüşmeler çürük bir temele dayanmaktaydı. Londra Hükümeti'nin İsviçre'ye göndermiş olduğu F. Kerr adlı temsilci, Osmanlı temsilcisi olarak Doktor Parodi adlı birisi ile karşılaşmıştı. Bu zat Osmanlı kabinesinde hiç de önemli etkisi bulunmayan ve azınlıkla olan barış yanlısı grup adına hareket ediyordu. Dolayısıyla ön ayak olmak istediği barış girişiminden olumlu bir sonuç beklenemezdi. 1917 yılı sonlarına doğru savaştan usanç duyan yalnız Antlaşma Devletleri halkları değildi. Uzlaşma Devletleri memleketlerinde de savaşa karşıt olanların sayısı artmaya başlamıştı. Özellikle İngiltere'de işçiler arasında bir intikam savaşı sürdürülmesine katlanmak istemeyenlerin sayısı artmaktaydı. Bunları sakinleştirmek ve Alman tarafını gevşetmek için uzlaşmacılar yeni bir barış saldırısına geçtiler.
Mütareke 27 Ekim'de Mondros'ta Agamemnon zırhlısında Amiral Galthrope ile Hüseyin Rauf (Orbay) Bey başkanlığındaki Türk heyeti arasında başlayan görüşmeler sonunda oluşturulmuş, antlaşma 30 Ekim'de imzalanmış, ertesi gün de yürürlüğe girmişti. Antlaşma hükümleri şöyle sıralanabilir: Kara ve deniz kuvvetlerinin silahsızlandırılması, Boğazların açılması ve kontrolü, boşaltılacak yerler, uzlaşmacıların güvenliği ile ilgili tedbirler. Bu genel başlıklar altındaki hükümlerin ayrıntıları da şöyleydi.
I. Kara ve Deniz Kuvvetlerinin Silahsızlandırılması: Uzlaşma Devletleri'nce iç sınırların güvenliğini sağlamak için kararlaştırılacak sayıdaki kuvvetlerin dışında kalan kara kuvvetlerinin terhisi, aynı maksatla bırakılacak küçük gemilerin dışındaki savaş gemilerinin İtilafçılara teslim edilmesi, askerlikten ayrılacakların araç, gereç ve her çeşit silahların kullanılmasına dair uzlaşmacılar tarafından verilecek talimata uyulması
II. Boğazların Açılması ve Kontrolü: Çanakkale ve Karadeniz Boğazlarının geçişe açılması ve bunların istihkamlarının Uzlaşma Devletleri askerlerine bırakılması Osmanlı sularında ve özellikle Karadeniz'de bulunan torpillerin ayaklanmasında Uzlaşma Devletleri'ne yardımda bulunulması.
III. Boşaltılacak Yerler ve Teslim Olacak Kuvvetler: İran'ın Kuzeybatısı'ndaki kuvvetleri Antlaşma Devletleri derhal savaştan önceki sınırlar gerisine çekeceklerdi. Güney Kafkasya'da henüz boşaltılamayan yerler de Uzlaşma Devletleri'nce teslim olacaklardır. Kilik'yadaki kuvvetlerin 5. maddeye göre fazlası da geri çekilecektir. Trablus'ta ve Bingazi'de bulunan Osmanlı subayları İtalyan birliklerine teslim olacaklardır. Burada ve Mısır'da işgal altında bulunan limanlar da İtalyan birliklerine teslim edileceklerdir.
VI. Uzlaşma Devletlerinin Denetimine Bırakılan Yerler: Toros tünelleri Uzlaşma Devletleri tarafından işgal edilecektir; telsiz, telgraf ve kablolar, bütün demiryolları, deniz ve kara ticaret araç ve gereçleri, iaşe nezareti işleri Uzlaşma Devletleri subay ve memurlarının denetiminde bulunacaklardır.
V. Uzlaşma Devletleri'nin Faydalanmalarına Bırakılan Yerler: Osmanlıların ellerinde bulunan bütün limanlar ile deniz yerlerinden, tersanelerinden, akaryakıt mevcudundan ve deniz araçlarından Uzlaşmacı Devletler faydalanabileceklerdir.
VI. Esirlerin ve Dost Devletler Personelinin Durumu: Uzlaşmacı Devletleri'nin savaş esirleri ile Ermeni esir ve tutukluları, kayıtsız şartsız olarak, İstanbul'da uzlaşmacılara teslim edilecek, Alman, Avusturya kara ve deniz, sivil, memur ve uyrukları Osmanlı memleketini terk edecekler.
VII. Güvenlik Tedbirleri: Uzlaşmacılar, güvenliklerini gölgelendiren durumda herhangi sevkülceyş (stratejik) noktasını ele geçirmek hakkına sahip olacaklardır. Altı vilayette kargaşalık çıkması halinde vilayetlerin herhangi bir bölümün de işgal etme hakkına sahip olacaklardır.
Yukarıdaki hükümlerinden de anlaşılacağı üzere Mondros Mütarekesi'nin karakteri Osmanlı İmparatorluğu'na son vermesi, İmparatorluk dışında kalan Türkiye'nin paylaşılmasına zemin hazırlanması ve Osmanlı Devleti'nin egemenliğini kısıtlaması noktalarında toplanabilir. Gerçek şudur ki, Mısır ve Kıbrıs, Birinci Dünya Savaşı'nın başında hukuk yönünden Osmanlı Devleti'nden ayrılmış, İngilizlerin eline geçmişti. Mütareke ile Arap memleketleri de fiilen Osmanlı egemenliğinden çıkmaktaydı. Dolayısıyla henüz usulüne göre imzalanmış bir barış antlaşması bulunmamakla beraber, Osmanlı İmparatorluğu artık tarihe karışmış görünümdeydi. Ortada sözü yalnız Türk topraklarında geçerli bir Osmanlı Devleti kalmıştı.
Ne var ki, bundan böyle gerçek anlamıyla Türkiye adını taşıyacak bu topraklar da bir paylaşma konusu olacak duruma girmişti. İstanbul Boğazı ile Çanakkale Boğazı'nın işgali öngörülmekle Osmanlı başkenti de bu işgalin etkisi altına girmiş olacaktı. Mütareke, Anadolu'nun kuzeydoğusunda Osmanlı kuvvetlerinin savaştan önceki sınırlara çekileceğini saptamakla, Kars ve Ardahan'ı Türkiye sınırları dışında bırakıyordu. Mütarekenin Toros tünellerinin Uzlaşmacı Devletler kuvvetlerince işgal edileceği ve bunların kalan "Kilikya" terimi ile adlandırılan topraklardan Osmanlı askerlerinin geri çekileceği konusundaki hükümleri dikkate alınınca, Güneydoğu Anadolu'nun da Türkiye'den ayrılmasının kararlaştırılmış olduğu ortaya çıkıyordu. Nihayet Mütareke'nin güvenlik tedbirleriyle, Türkiye'de herhangi bir sevkülceyş önemi taşıyan bir noktasının ve özellikle Doğu Anadolu'nun altı vilayetinin de uzlaşmacılar tarafından işgal edilebileceğini içeren hükümleri de Türkiye topraklarının parçalanmasına delalet etmekten başka bir anlamla yorumlanamazdı.

Antlaşmanın toprak hükümleri dışında kalan hükümlerinin tümünün devletin egemenliğine dokunur yanları vardı. Bunlar arasında özellikle silahsızlandırılan kara ve deniz kuvvetlerinin statüsü, haberleşme araçlarının, taşıt araçlarının, ticaret ve iaşe işlerinin bile Uzlaşmacı Devletler denetimi altına konması, Osmanlı Devleti'nin egemenliğinin ne derece kısıtlanmış olduğunu göstermeye yeterlidir.


MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI
Antlaşma Görüşmeleri
Birinci Dünya Savaşı’na Almanya, Avusturya-Macaristan ve Bulgaristan’ın oluşturduğu İttifak Devletleri Grubu’nda savaşa katılan Osmanlı Devleti’nin durumu 1918 yılına gelindiğinde pek iç açıcı değildi. 1911 yılından beri sürekli savaşmakta olan Osmanlı Devleti, son büyük savaşta insan ve malzeme kaynaklarının çoğunu tüketmek zorunda kalmış, devletin temel dayanağı olan Anadolu, sosyal ve ekonomik açıdan çökmüştü. Aktif iş gücünün askerlik hizmetinde bulunuyor olması nedeniyle üretim düşmüş, fiyatlar alabildiğine yükselmiş, yoksulluk artmıştı. Ekonomik çöküntü, sosyal çöküntüyü de beraberinde getirmiş; ordudan kaçan askerlerin gruplar halinde soygun, talan vb. suçları işlemesi nedeniyle devlet otoritesi kalmamıştı.
Savaşın İttifak Devletleri grubunun aleyhine sonuçlanacağı 1918 yılının ortalarına doğru anlaşılmaya başlanmış; hatta Osmanlı Sadrazamı Talat Paşa, 3 Eylül 1918’de Avrupa’ya yaptığı seyahatinde müttefiklerin barış hakkındaki düşüncelerini öğrenmeye çalışmıştı. Ancak bu çabalardan bir sonuç alınamamıştı.
1918 yılının Ekim ayından başlayarak; savaşta birlikte çarpıştığımız müttefiklerimiz, birer ateşkes antlaşması yapmak için değişik kanallardan İtilâf Devletleri’ne başvurmaya başlamışlardı. Bunun üzerine, Talat Paşa hükümeti 8 Ekim 1918’de istifa etmişti. 4 Temmuz 1918’de Osmanlı tahtına oturmuş olan Sultan Vahdettin, yeni hükümeti kurma görevini Tevfik Paşa’ya vermişti. Ancak, Tevfik Paşa’nın hükümet kuramaması üzerine hükümeti kurma görevi Ahmet İzzet Paşa’ya verilmişti.
Ahmet İzzet Paşa, memleketin içinde bulunduğu kritik durumu göz önünde tutarak, vakit kaybetmeksizin, bütün gayreti ile bir ateşkes antlaşması imzalamak için çalışmalara başlamıştı. Çünkü İngilizler ve Fransızlar, Trakya’da yedi tümenlik yeni bir askerî kuvvet oluşturmaya başlamışlardı. Bu kuvvetlerin İstanbul ve boğazlar üzerine yürümesini önlemek isteyen İzzet Paşa, ateşkes çalışmalarını hızlandırmıştı. Hatta 5 Ekim 1918’de barış yapma isteğimiz A.B.D. Başkanı Wilson’a değişik yollardan iletilmiş, ancak olumlu bir cevap alınamamıştı.
Ahmet İzzet Paşa, 19 Ekim 1918’de Mebusan Meclisinde okuduğu hükümet programında yapılacak bir antlaşmanın temel esaslarını ortaya koymaya çalışmıştı ve Wilson prensipleri çerçevesinde bir barış yapabileceğimizi belirtmişti.
Ahmet İzzet Paşa Hükümeti’nin antlaşma yapma yollarını arayıp, bir türlü sonuç alamadığı sıralarda; Kutülammâre’de esir düşerek Büyükada’da esirlik günlerini geçiren İngiliz Generali Townshend, eskiden beri tanıdığı ve hükümette Bahriye Nazırlığı görevinde bulunan Rauf Bey’e bir mektup göndererek “esirliği süresince gördüğü hoş ve şerefli muameleye karşılık olarak, İngiltere ile görüşmelere başlandığı takdirde, Osmanlı Hükümeti’ne yardıma hazır olduğunu” bildirdi.
İngiliz Generali sayesinde, Osmanlı Hükümeti’nce bulunmaz bir fırsat elde edildi. Çünkü, Hükümet, mütareke yapabilmek için çeşitli yolları denemiş, fakat olumlu bir sonuç alamamıştı. Bu nedenle Townshend’in teklifine sıcak bakılmış ve 17 Ekim 1918’de Sadrazam Ahmet İzzet Paşa, Bahriye Nazırı Rauf Bey ve General Townshend arasında bir görüşme yapılmıştı. İngiliz yetkililer ile görüşen General Townshend, bu girişimden olumlu sonuç almıştı.
Diğer taraftan İngiliz Hükümeti de Osmanlı Hükümeti ile yapılacak bir ateşkes antlaşmasının sadece kendi temsilcilerinin katılacağı görüşmelerle yapılmasını istemekteydi. Bu nedenle, Osmanlı Devleti’nin ateşkes teklifini kabul etmiş ve Akdeniz Filosu Komutanı Vis Amiral Calthorpe’ye İngiltere adına ateşkes antlaşması görüşmelerini başlatması konusunda yetki vermişti. Amiral Calthorpe de Osmanlı Sadrazamı Ahmet İzzet Paşa’ya bir an önce Osmanlı delegelerinin ateşkes antlaşması için Mondros’a gönderilmesini isteyen bir mektup göndermişti.
Mütarekenin İmzalanması ve Hükümleri
Amiral Calthorpe’nin bu mektubu üzerine Padişah Vahdettin’le görüşen Sadrazam Ahmet İzzet Paşa, bir heyet hazırladı. Heyete Bahriye Nazırı Rauf Bey, Hariciye Müsteşarı Reşat Hikmet Bey, o zaman İzmir’de bulunan yarbaylardan Sadullah Bey seçildi.
26 Ekim 1918’de Limni Adası’nın Mondros Limanına ulaşan heyetimiz, 27 Ekim 1918’de İngilizlerin meşhur Agemennon zırhlısında görüşmelere başladı. İlk oturumda -önceden Osmanlı heyetine verilmemiş olan- ateşkes antlaşması metni okunarak maddeleri üzerinde görüşmelere geçildi. Beş oturum olarak yapılan görüşmeler sonucunda, 30 Ekim 1918’de çalışmalar tamamlanmış ve antlaşma aynı gün akşam saat 20. 00’de imzalanmıştır.
30 Ekim 1918 günü İtilâf Devletleri adına İngiliz Akdeniz Filosu Komutanı Vis Amiral Calthorpe ile Osmanlı Devleti adına Rauf, Reşat Hikmet ve Sadullah Bey’lerin imzaladıkları Mondros Ateşkes Antlaşması 25 maddeden oluşmaktaydı.
Türk Milleti’nin kaderini büyük ölçüde etkileyen ve altı yüz yıllık Osmanlı Devleti’nin sonunu hazırlayan Mondros Ateşkes Antlaşması’nın en ağır maddeleri, ya da sık sık ihlâlinden şikayet edilen maddeleri şunlardır:
Madde 1. Karadeniz’e geçiş için, Çanakkale ve Karadeniz Boğazlarının açılması ve Karadeniz’e geçiş güvenliğinin sağlanması için Çanakkale ve Karadeniz İstihkamlarının müttefikler tarafından işgali.
Madde 5. Hudutların korunması ve iç güvenliğin sağlanması için, lüzum görülecek askerî kuvvetten fazlasının derhal terhisi (İşbu askerî kuvvetin sayısı ve durumu İtilâf Hükümetleri tarafından Devlet-i Aliye ile müzakere edildikten sonra kararlaştırılacaktır. )
Madde 7. Müttefikler (İtilâf devletleri), güvenliklerini tehdit edecek durumda stratejik noktalarını işgal hakkına sahip olacaklardır.
Madde 10. Toros Tünellerinin Müttefikler tarafından işgali.
Madde 12. Hükümet haberleşmeleri dışındaki telsiz ve kablolar İtilâf devletleri memurları tarafından denetlenecektir.
Madde 15. Bütün demiryollarına İtilâf kontrol subayları memur edilecektir.
Madde 20. Beşinci madde gereğince terhis edilecek Osmanlı kuvvetlerine ait teçhizat, silah, cephane ve nakil vasıtalarının kullanma tarzına ait verilecek malumata riayet olunacaktır.
Madde 21. İtilâf devletlerinin menfaatlerini korumak için İaşe Nezaretinde İtilâf mümessilleri bulunacak ve kendilerine bu yolda gerekli görülecek bütün bilgiler verilecektir.
Madde 24. Vilayat-i Sittede (İngilizce metinde altı Ermeni vilayeti olarak geçen bu vilayetlerimiz şunlardı:Erzurum, Van, Harput, Diyarbakır, Sivas, Bitlis) karışıklık çıkması halinde bu vilayetlerin bir kısmının işgal hakkını İtilaf devletleri muhafaza ederler.
İtilâf devletleri bu antlaşmaya, dış görünüşte Osmanlı Devletini ve Türk Milletini yok edici kayıtsız ve şartsız teslim hissini verecek açık hükümler koymaktan kaçınmışlardı. Buna karşın, savaş içinde aralarında imzaladıkları gizli paylaşım projelerinin ve antlaşmalarının uygulanabilmesi için de yoruma açık bir metin düzenlemişlerdi.
Ateşkes Antlaşmasının imzalanmasını her iki hükümet de kendi açısından bir başarı saymıştı. Sadrazam Ahmet İzzet Paşa, Rauf Bey’e bir teşekkür yazısı yazmış ve ateşkes antlaşmasının onaylanması amacıyla Meslis-i Mebusan’da yaptığı konuşmada antlaşmanın ılımlı olduğunu söyleyerek, meclisin oy birliği ile antlaşmayı onaylamasını sağlamıştı. Diğer taraftan, İngiliz Savaş Kabinesi de 31 Ekim’de Calthorpe’ye görüşmeleri “kudret ve başarı ile yürüttüğü için” tebrik telgrafı göndermeye karar vermiş; Calthorpe’yi İngiltere’nin İstanbul’daki “Yüksek Komiserliğine” getirmiştir.
Aslında antlaşma, Osmanlılar için, diğer müttefik devletlerin yaptıkları antlaşmalara bakarak daha hafif gibi görünüyorsa da, uygulamada Türk Milleti için bir felaket habercisi olmuştur.
Mondros Ateşkes Antlaşması’nın Hükümlerinin Uygulanması ve İşgaller
Antlaşmanın hükümlerinin esnek ve karmaşık olması bir çok güçlüklerin çıkmasına yol açmıştır. Bu şartlardan yararlanan İtilâf Devletleri, Osmanlı Devleti’ni parçalamak amacıyla önceden hazırladıkları gizli plânlarını artık açıkça uygulamaya koyabileceklerdi.
Antlaşmanın imzalanmasından sonra İngilizler, Osmanlı topraklarını kolaylıkla işgal edebilmek için, öncelikle Osmanlı Ordusu’nun dağıtılmasını istemişlerdi. Bunun üzerine Ahmet İzzet Paşa Hükümeti, ordu komutanlarına yolladığı emirlerle, birliklerinin terhis işlemlerini başlatmalarını ve müttefik işgallerine tepki göstermemelerini istemişti.
Ayrıca mütarekenin 7. maddesini kendi arzu ve amaçları doğrultusunda yorumlayan İtilaf devletleri Türk topraklarını işgale başladılar.1 Kasım 1918’de İngilizlerin, Türk olmayan halkın baskı altında olduğunu ileri sürerek Musul’un 20 km güneyinde bulunan Hamamalık’ı işgal ettiler. O bölgede bulunan 6. Türk Ordusu Komutanı Ali İhsan Paşa’nın bu işgali şiddetle protesto etmesine rağmen, İngiliz askerî kuvvetleri ilerlemeye devam ederek 3 Kasım 1918’de Musul’u işgal ettiler. İşgallere tepki gösteren Ali İhsan Paşa da görevden alınarak İstanbul’a çağrılmış ve tutuklanmış; bir süre sonra da diğer tutuklananlarla birlikte Malta’ya sürgüne gönderilmiştir.
Ateşkes Antlaşmasının imzalandığı tarihte; yani 30 Ekim 1918’de Adana’da bulunan Yıldırım Ordu Grubu Komutanlığı’na atanmış olan Mustafa Kemal Paşa, Mondros Mütarekesinin maddelerine en sert tepkiyi gösteren kişilerden biri olmuştu. Mustafa Kemal Paşa, “bu hükümlerin aynen uygulandığı takdirde bütün vatanın işgal ve istila edilebileceği” gerçeğini görmüş ve bu konuda yetkilileri uyarmaya çalışmıştı.
Musul’dan sonra İngilizlerin İskenderun’a asker çıkaracaklarını ve şehri işgal edeceklerini öğrenen Mustafa Kemal Paşa, buna oldukça sert bir tepki gösterdi. Sadrazam Ahmet İzzet Paşa’ya gönderdiği telgraflarda, bu işgallerin haksız olduğunu, İskenderun’a çıkacak İngiliz kuvvetlerine karşı mücadele edeceğini bildirdi. Bunun üzerine telaşlanan Ahmet İzzet Paşa, İngilizlerle olan ilişkinin tekrar bir çatışmaya dönmemesi için Yıldırım Ordu Grubu’nu görevden aldı. Yetkisiz ve makamsız kalan Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’a çağrılmıştı. Bu nedenle 7 Kasım 1918’de de İstanbul’a gitmek üzere trenle Adana’dan ayrıldı.
Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul’a gelmesinden sonra İngilizler İskenderun’u 9 Kasımda işgal ettiler.
6 Kasım’da Çanakkale’ye gelen bir İngiliz Heyeti ile yapılan protokol ile, burada bulunan Türk askerî birliklerinin İstanbul’a gönderilmesi kararlaştırılarak, silah ve cephaneler uygun depolara yığıldı. Boğazları teslim almak amacıyla, 10 Kasım 1918’de İngilizler Çanakkale’ye girdiler ve şehri işgal ettiler.
Diğer taraftan 9-12 Kasım 1918 tarihleri arasında 73 parça savaş gemisinden oluşan İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan savaş gemileri Çanakkale Boğazı’ndan geçerek, 13 Kasım 1918 günü İstanbul önlerine geldi ve Dolmabahçe önlerine dizildi. Böylece Osmanlı Devleti’nin başkenti olan İstanbul fiili bir işgale maruz kaldı.
Bir İtilâf devletleri donanması da İzmir limanı önlerine gelmişti. İzmir’de bulunan 8. Türk Ordusu Komutanı Nurettin Paşa direnmek için kuvvetlerinin takviye edilmesini İstanbul’dan istemişti. Ancak, Harbiye Nezareti bunu da kabul etmedi ve kuvvetlerin terhisinde ısrar etti. İzmir’e giren İtilaf Donanması burada “Abluka ve seyrüsefer Kumandanlığını” kurdular.
Aralık 1918’de de Fransızlar, Dörtyol, Mersin, Osmaniye ve Adana’yı işgal ettiler. İngilizler ise Batum, Antep, Konya istasyonunu, Ocak ve Şubat 1919’da ise Maraş ve Bilecik, Mart’ta Samsun ve Merzifon ile Urfa’yı, Nisan’da ise Kars’ı işgal ettiler.
İtalyanlara gelince, onlar başlangıçta işgaller için acele etmemişlerdi. Ancak Paris Barış Konferansı ‘nda Yunanistan lehine olan gelişmeleri görünce 28 Mart 1919’da Antalya, 4 Mayıs’ta Kuşadası, 11 Mayıs’ta da Fethiye, Bodrum ve Marmaris’i işgal ettiler. Konya ve Akşehir’e kuvvet gönderdiler.
Antlaşmanın hükümlerine aykırı olarak yapılan bu işgallerin yanı sıra; İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curzon’un, İngiliz Avam Kamarası’nda yaptığı bir konuşmada “Kürt, Arap, Ermeni, Rum ve Yahudilerin Türk egemenliğinden kurtarılacağını” söylemesi, İtilaf devletlerinin gerçek niyetlerini ortaya koyuyordu. İngilizler, azınlıkların bağımsızlıklarına yönelik sözler vererek onların Türklere karşı cephe almalarını sağladılar. Türklere esaret dolu bir hayat hazırlıyorlardı. Bunun bir an önce gerçekleşmesi için de işgallere hız verdiler.
Mütarekenin imzalanmasından 15 Mayıs 1915 tarihinde İzmir’in işgaline kadar gerçekleşen işgaller şu sırayı takip etti:
-Fransızlar 11 Aralık 1918’de Dörtyol’u, 17 Aralık 1918’de Mersin’i, 26 Aralık 1918’de Pozantı’ya kadar bütün Adana vilayetini, 3 Şubat 1919’da Çiftehan’ı, 16 Nisan 1919’da Afyonkarahisar istasyonunu;
-İngilizler 24 Aralık 1918’de Batum’u, 13 Ocak 1919’da Karkamış’ı, 23 Ocak 1919’da Konya İstasyonu’nu, 22 Şubat 1919’da Maraş’ı, 27 şubat 1919’da Bilecik’i, 24 Mart 1919’da Urfa’yı, 13 Nisan 1919’da Kars’ı işgal etmişlerdi. İngilizler, ayrıca 9 Mart 1919’da Samsun’a asker çıkarmışlar ve bir kaç gün sonra Merzifon’a bir kıta göndermişlerdi.
-İtalyanlar 28 Mart 1919’da Antalya’yı, 4 Mayıs 1919’da Kuşadası’nı, 11 Mayıs 1919’da Fethiye’yi, Bodrum ve Marmaris’i işgal ettiler. İtalyanlar, ayrıca 2 Nisan 1919’da Konya’ya bir tabur ile 14 Mayıs 1919’da Akşehir’e bir müfreze yerleştirdiler.
-Yunanlılar ise 9 Ocak 1919’da Uzunköprü-Hadimköy Demiryolu’nu; İngiliz-Fransız birlikleri de 1 şubat 1919’da Turgutlu-Aydın Demiryolu’nu işgal ettiler.
Sondan 2.------

















Sn ,
bu dersi değerlendirin!

Sn ,
Bu makale için yorumunuzu yazınız...

 
Konu: Ortaokul 0 kişi okuyup oyladı: -   

Onay Bekleyen Cevaplar VarCevaplanmış...
    Cevap Bekleyen Sorular : Çöz Kazan ... Puan Kullanıcı 
1-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... dogal sayılar 250    eda126
ardışık iki sayının toplamı 61dir buna göre küçük sayı kaçtır
.....
Bölüm: Ortaokul
2-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... denklem 250    meryemsuliman
bir denklemde sonsuz çözüm var ise denklemler nasıl olmalı?.....
Bölüm: Ortaokul
3-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... saf madde mi 250    açelya002
kar saf maddemidir.....
Bölüm: Ortaokul
4-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... lütfenn banayardım edin bi ödevim var 250    ozlemvural9655
doğayı korumak icin neler yapılması gereklidir diye bir afis hazırlanacak ve bu afiş ingilizce olucak lütfen bana yardım edin.....
Bölüm: Ortaokul
5-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... denklem 250    emre_yakışıklı
denklemlerle ile ilgili toplama çıkarma çarpma bölme.....
Bölüm: Ortaokul
6-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... harfli ifadeler 250    sinemgizem
(xkare+3x+2).(xkare+2x)=x.(x+1).(x+n)kare

özdeşliğine göre n kaçtır?.....
Bölüm: Ortaokul
7-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... çok büyük ve çok küçük sayılar hangi meselekte kul 250    tugce_94
çok büyük ve çok küçük sayılar hangi bilim dalı hangi meslekte kullanılıyor.....
Bölüm: Ortaokul
8-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... rasyonel sayılar 250    ro_ck
rasyonel sayılar nedir?.....
Bölüm: Ortaokul
9-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... rasyonel sayılar 250    oguzcaney123
7/5x+2ifadesini x kaötır.....
Bölüm: Ortaokul
10-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... denklem 250    eycan
(2x-4)-(x+4) en sade eş degeri nedir?.....
Bölüm: Ortaokul
Devamı...
 
    Dersler : Puan Kullanıcı 
1-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... SES TÜREMESİ 50 sivaslı EFSANE
a_Yardımcı fiillerle yapılan birleşik fiillerde his-etmek_hissetmek
b_Tek heceli bazı kelimelere küçültme eki getirildiğinde
.....
Bölüm: Ortaokul
2-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... BASİT MAKİNALAR 50 matematikçi001
BASİT MAKİNALAR

Basit makinaları güniçinde sıkça kullanırız. Bu makinalar bizlerin hayatını kolaylaştırır.Bu maki.....
Bölüm: Ortaokul
3-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... direnç hakkında herşey 50 bahard17
Direnç Nedir?


Direnç kelimesi, genel anlamda, "bir güce karşı olan direnme" olarak tanımlana bilir. Elektrik ve elektronikt.....
Bölüm: Ortaokul
4-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... ingilizce Atatürkün hayatı 50 aycakarahan
Atatürk was born in Selanik in 1881. His father was Ali Rıza Efendi, and his mother was Zübeyde Hanım. His parents called him Mu.....
Bölüm: Ortaokul
5-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... 7. sınıf matematik soruları 50 aycakarahan
1.(-101) ile (+99) arasındaki tam sayıların toplamı kaçtır?

A) -199 B) 1999 C) -201 D)201

2. 4: 5 - 3 : 5 .....
Bölüm: Ortaokul
6-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... fen bilgisi 40 coğmat
-SOLUNUM-
Hücrenin kullanabileceği enerjiyi elde etme yoludur. Canlılar; buyume, yeni.....
Bölüm: Ortaokul
7-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... ünlü türk matematikçiler 50 yigitcann83
Cahit Arf
CAHİT ARF 1910 yılında Selanikte doğdu. Yüksek öğrenimini Fransada Ecole Normale Superieurede tam.....
Bölüm: Ortaokul
8-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... İNSANDA SİNDİRİM SİSTEMİ 50 dilara_alara

İnsanın sindirim sistemi, ağızla başlayıp anüsle biten sindirim borusu ile sindirim bezlerinden oluşur.

Sindirim borusu .....
Bölüm: Ortaokul
9-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... hücre 50 ahmetyyy
Hücreler gelişmişlik düzeyine göre 2’ye ayrılırlar.
1)Prokaryot(ilkel)hücre
2)Ökaryot(gelişmiş)hücre
PROKARYOT H.....
Bölüm: Ortaokul
10-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... oksijenli solunum 50 medal007
oksijenli ve oksijensiz solunum
.....
Bölüm: Ortaokul
Devamı...
 
    Örnek Uygulamalar : Puan Kullanıcı 
1-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... Gerçek Patlayıcı 75 Trkomando89
10 cc nitrik asidi 10 cc sülfrik asde dökün ve tepkime bitmeden üzerine pamuk atın Sonra 5 defa yıkayıp kurutun. Artık o Nitro-S.....
Bölüm: Ortaokul
2-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... Bitkilerde Terleme 30 öfö
Bitkilerin stoma denilen gözenekleri vardır. Bu gözenekler aracı ile bitkiler terleme yapar. Tabii bu işlem insan gözüyle görül.....
Bölüm: Ortaokul
3-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... Fen Bilgisi / Bitkiler / Yapraklar / Terleme 30 öfö
Bitkilerin stoma denilen gözenekleri vardır. Bu gözenekler aracı ile bitkiler terleme yapar. Tabii bu işlem insan gözüyle görül.....
Bölüm: Ortaokul
Devamı...
 
    İpuçları : Puan Kullanıcı 
1-  Ayrıntılı bilgi için tıklayın... Bunları bil de..... 15 dgirgin14

BUNLARI BİLİYOR MUSUN ?
Ayı inlerinin girişleri her zaman kuzeye bakar.

Değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur, sa.....
Bölüm: Ortaokul
Devamı...
 


Anasayfa  |   Üye Giriş  |   Üye Kayıt  |   Bilişim Teknolojisi  |   Bilim & Kültür  |   İş & Meslek  |   Yaşam & İnsan  |   Yardım
Sponsorluk  |   Reklam  |   İletişim


 © Copyright 1999 - İNOPSİS ®
sorucevap.com, bir İNOPSİS Endüstriyel Yazılım Hizmetleri Ltd. Şti. ® hizmetidir.


Güvenli İnternet'i Desktekliyoruz
Yasal Uyarı: Sorucevap.com internet sitesinde yayınlanan yazıların tüm hakları İNOPSİS Endüstriyel Yazılım Hizmetlerine aittir. Kaynak gösterilerek dahi içeriğin tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan yazıların bir bölümü, alıntı yapılan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.